Dr.Oğuz POYRAZOĞLU / AKIL PENCEREMDEN


Yaşanabilir Şehir Mümkün mü? Konut, Ulaşım, Kamusal Alan ve Güven Üzerine

Yaşanabilir Şehir Mümkün mü? Konut, Ulaşım, Kamusal Alan ve Güven Üzerine


Akıl Penceremden: Türkiye’yi Birlikte Düşünmek

Yaşanabilir Şehir Mümkün mü? Konut, Ulaşım, Kamusal Alan ve Güven Üzerine

Yaşanabilir şehir, “gösterişli şehir” değildir; sıradan bir günün kolay ve güvenli akabildiği şehirdir.

Kısa hatırlatma
Bu hafta şehirleri üç adımda okuduk:
Pazartesi: kent yaşamı ve sosyal adalet
Çarşamba: göç–mekân–kimlik ilişkisi
Şimdi üçüncü adımdayız: Bütün bu başlıkların birleştiği yer. Yaşanabilir şehir mümkün mü?

Yaşanabilirlik ne demek?
Yaşanabilirlik, çoğu zaman “şehir imajı” ile karıştırılıyor. Oysa yaşanabilirlik, dört somut ölçekte kendini gösterir:
1) Barınma erişilebilirliği
Konut fiyatları ve kiralar, büyük şehirlerde hızlı yükseliş eğiliminde. OECD, büyük şehirlerde konut maliyetlerinin artmasıyla erişilebilirlik sorununun ağırlaştığını vurguluyor. 
Yaşanabilir şehir, insanın gelirinin büyük bölümünü barınmaya vermek zorunda kalmadığı şehirdir.
2) Ulaşım ve zaman kalitesi
Yaşanabilir şehir, “yolda ömür tüketmeyen” şehirdir. Ulaşım sadece araç sayısı değil; hat tasarımı, entegrasyon, yürüme güvenliği, bisiklet altyapısı ve toplu taşımada güven/konfor meselesidir.
3) Kamusal alan ve sosyal temas
UN-Habitat’ın kamusal alan tanımı, herkesin ücretsiz erişebildiği, kamusal kullanım alanlarını merkeze alır. 
Yaşanabilir şehir, insanların birbirini sadece trafikte değil; parkta, meydanda, yürüyüşte, kültürel mekânda “insan” olarak görebildiği şehirdir.
4) Kurumsal güven ve hizmet kalitesi
Çöp toplanıyor mu, su kesiliyor mu, kaldırım yürünebilir mi, okul/sağlık erişimi nasıl? Yaşanabilirlik, belediye hizmetinin sürekliliği ve şeffaflığıyla da ilgilidir.

Türkiye şehirleri için uygulanabilir bir çerçeve
Yaşanabilirlik, bir “mega proje” ile değil; iyi tasarlanmış, sürekliliği olan şehir politikalarıyla gelir. Üç gerçekçi odak önerisi:
1) Konut politikası: arz + erişim + denge
Şehirde konut sadece “inşaat” değildir; planlama, altyapı, ulaşım ve sosyal denge ile düşünülmelidir. Aksi halde yeni konut, yeni ayrışma doğurabilir.
2) Kamusal alan politikası: şehirde ortak hayatı büyütmek
Kamusal alan, sosyal adaletin en görünür taşıyıcısıdır. Herkesin erişebildiği ortak alanlar, şehirde gerilimi düşürür, aidiyeti güçlendirir.
3) Dayanıklılık: afet, iklim, altyapı
Yaşanabilir şehir, kriz anında çökmeyen şehirdir. Dayanıklılık; plan, denetim, altyapı bakımı ve kriz koordinasyonudur.

Sonuç: Evet mümkün, ama “yönetişim” şart
Yaşanabilir şehir mümkündür; ama bunun adı “şehircilik” kadar yönetişimdir: şeffaflık, önceliklendirme, katılım, denetim ve süreklilik. Şehirler, toplumun aynasıdır. Aynayı güzelleştirmek için duvar boyamak yetmez; içerideki düzeni düzeltmek gerekir.
Gelecek hafta, bu tartışmayı “şehir”in üstüne çıkan bir alana taşıyacağız: Kültür, Medya ve Algı. Popüler kültür ne söylüyor, medya neyi dönüştürüyor, hakikatle ilişkimizi nasıl yeniden kuracağız? Çünkü şehir nasıl yaşıyorsak öyle şekillenir; nasıl konuşuyor ve nasıl inanıyorsak da öyle yönetilir.

Cuma Selamı
Bugün Cuma… Haftanın hengâmesi içinde bir durak, bir muhasebe anı. Tüm kıymetli okuyucularımızın Cuma’sını gönülden tebrik ediyorum. Dualarımızın; gönlümüze huzur, ülkemize birlik ve dirlik getirmesini diliyorum.

Ramazan’ın İkliminde Birlik ve Muhasebe
Rahmet ve bereket ayı olan Ramazan-ı Şerif’e bir kez daha ulaşmanın huzurunu yaşıyoruz. Ramazan, sadece oruç tutulan bir zaman dilimi değil; aynı zamanda kalbin, aklın ve vicdanın birlikte muhasebe yaptığı bir iklimdir. İnsanın kendine dönüp baktığı, eksiklerini fark ettiği, niyetini tazelediği bir fırsattır.
Bu mübarek ayın; gönüllerimize sükûnet, sofralarımıza bereket, sözümüze nezaket katmasını diliyorum. Aynı zamanda, paylaşmanın çoğaldığı, ihtiyaç sahiplerinin gözetildiği, kırgınlıkların azaldığı bir toplumsal bilinç doğursun istiyorum. Çünkü Ramazan’ın asıl gücü, bireysel arınma ile toplumsal dayanışmayı aynı anda büyütebilmesidir.
Kalplerimizin yumuşadığı, dilimizin inceldiği, birbirimizi daha iyi anladığımız bir Ramazan olsun. Tüm kıymetli okuyucularımızın Ramazan ayını gönülden tebrik ediyorum.

Dr. Oğuz Poyrazoğlu
Milli Ses – Akıl Penceremden – Köşe Yazarı
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
opoyrazoglu@gazi.edu.tr

#yaşanabilirşehir #konuterişilebilirliği #ulaşım #kamusalalan #UN-Habitat #OECDşehirlerdekonutkrizi #sosyaladalet #şehirdayanıklılığı #ramazanmesajı #Ramazanayı #birlikvedayanışma #paylaşma #maneviiklim 

YAZARLAR