Suriye devletinin terör örgütü YPG’ye yönelik temizlik operasyonlarının ardından bölgede en çok telaşlanan, yerinde duramayan, oradan oraya koşturan biri var: Mesut Barzani…
Suriye ordusu, terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısı YPG’yi temizlerken Barzani’yi adeta bir panik hâli sarmıştır. Barzani’nin Rudaw adlı bir medya organı bulunmaktadır. Bu medya organı, Suriye’deki gelişmelere paralel olarak Türkiye–Suriye eksenli yalan haberlerle sürekli bir tahrik atmosferi oluşturmaktadır. Suriye’de YPG/SDG’yi, Türkiye’de ise PKK’lıları kışkırtmaktadır. MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’ye yönelik hadsizliklerin de bu mecra üzerinden organize edildiği unutulmamalıdır. Türk devletinin hafızasının tüm bunları not ettiğini umuyoruz.
İran ve Irak’tan Suriye’ye geçen PKK’lı teröristlerin organize edilmesinde Barzani’nin rolü olduğu da bilinmektedir. Nitekim Suriye Ordusu Operasyonlar Müdürlüğü, geçtiğimiz günlerde yaptığı resmî açıklamada, “YPG, Kandil Dağları’ndan Haseke vilayetine takviye olarak PKK’lı terörist militanlar getiriyor” ifadelerini kullanmıştır. Görüntüleri de yayınlanmıştır. Bu geçişlerin tamamı, Barzani’nin kontrol ettiği bölgeler üzerinden gerçekleştirilmektedir.
Barzani adeta ateşle oynamakta ve gözü dönmüş durumdadır. ABD’nin Irak işgali sonrasında Irak’ın kuzeyinde korsan bir federasyon kuran Barzani’nin; kendi bölgesinde cuma hutbesinde terör örgütü PKK/SDG’ye destek içerikli metni okumayı reddeden ve
“Kimin bayrağını salladıysanız gidin ondan yardım isteyin. Siz bu dini terk ettiniz. Kâfirlerle ve hainlerle iş tuttunuz”
diyen dört imamı tutuklatması, bu zihniyetin en çarpıcı örneklerinden biridir.
Barzani’yi bu panik hâline sürükleyen asıl sebep nedir?
Yoksa İsrail’e verdiği ve sahada yerine getiremediği sözlerin hesabı mı onu bu kadar telaşlandırmaktadır?
İsrail’in Irak–Suriye hattında kurmayı hedeflediği “Davut Koridoru” hayalinin çökmesi mi Barzani’yi bu psikolojiye sürüklemiştir?
Kendi kontrol ettiği bölgede güç savaşı ve otorite mücadelesi yaşandığında terör örgütü PKK ile çatışan sen değil miydin Barzani?
“PKK silahı seçerse Kürt bölgesinde buna izin vermem” diyen sen değil miydin?
Menfaatine dokunulduğunda terör örgütüne karşı bu kadar net tavır alan Barzani, Suriye’de vatan topraklarını işgal eden terör örgütü YPG’nin temizlenmesinden neden bu kadar rahatsız olmaktadır?
Yoksa mesele terör değil; hesaplar, pazarlıklar ve verilen sözler midir?
Barzani, tüm unsurlarıyla dikkat çekmektedir; çevirdiği dolaplar artık gizlenemez hâle gelmiştir. Attığı adımlar, verdiği mesajlar ve yönlendirmeler son derece açıktır. Barzani, Suriye’deki YPG’ye; Suriye devletiyle imzalanan ve altına bizzat imza attıkları 10 Mart Mutabakatı’na uyulması yönünde bir telkinde bulunmak yerine, tam tersine “Biz Irak’ta federasyon kurduk, siz de kurarsınız” diyerek açıkça gaz vermektedir.
Yetmemiş gibi, Suriye’deki iç savaş ortamını fırsat bilerek Ayn el-Arab’a çöken ve buraya “Kobani” adını veren terör örgütü YPG’yi,
“O zafer, tüm Kürdistan halkının zaferiydi” sözleriyle meşrulaştırma ve kışkırtma çabasını sürdürmektedir.
Barzani’nin bu söylemleri; Suriye’nin toprak bütünlüğüne açık bir saldırı, barışı değil savaşı körükleyen, istikrarı değil kaosu derinleştiren bir anlayışın ürünüdür. Bu açıklamalar, yeni krizlerin, yeni çatışmaların ve yeni hesapların işaret fişeğidir.
Tam da bu süreçte Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın,
“Irak Sincar’daki durum da sürdürülemez” şeklindeki açıklaması son derece yerinde bir uyarı olmuş; aynı zamanda “Her şeyin farkındayız” mesajını net biçimde vermiştir.
Barzani, ABD ve İsrail’e güvenerek bu tahrikleri yapıyorsa, YPG’nin akıbeti kendisine açık bir ders olmalıdır. Bölgede terörü yönlendirme ve besleme faaliyetlerinden derhâl vazgeçmelidir. Türkiye her manada tavır aldığında bölgede nefes dahi alamayacak olan Barzani, Türkiye’nin de doğrudan müdahil olduğu terörle mücadeleyi hangi cesaretle engellemeye kalkışmaktadır?