Ali KUZENCİK / MERAM BAĞLARI

Tarih: 10.02.2026 13:49

Bugün 10 Şubat

Facebook Twitter Linked-in

BUGÜN 10 ŞUBAT…

*SULTAN ABDÜLHAMİT HAN…
(ULU HAKAN/GÖK SULTAN)

-TARİHİYLE BARIŞIK OLMAYAN BİR MİLLETİN GELECEK HEDEFLERİ OLAMAZ.

 

 

15 Temmuz sonrası süreçte bir gün Cumhurbaşkanı ile başbaşa görüşürken Devlet Bahçeli Bey Cumhurbaşkanı'na 'sizden bir isteğim olacak' demiştir...

Erdoğan, şaşkınlık içerisinde 
“-Buyrun” der...

Cumhurbaşkanı şaşkındır, çünkü Devlet Bahçeli Bey o güne kadar şahsı ve partisi adına ne makam ne mevki ne de dünyalık hiçbir şey istememiştir...

Ve Cumhurbaşkanına isteğini söyler:
“-Sayın Cumhurbaşkanı gelin Osmanlı ile Cumhuriyeti, Abdulhamid ile Atatürk'ü barıştıralım”

Cumhurbaşkanı bu isteği memnuniyetle karşılar ve her iki lider de bu görüşmeden sonra bu konunun üzerinde hassasiyetle dururlar ve önemli adımlar atarlar...

Bu konu gerçekten de Türk milleti ve devletinin milli birliğini ve ilelebet istikbalini etkileyebilecek önemli bir fay hattı ve kırılma noktasıdır...

-Cumhuriyete sahip çıkma adına önemli bir kesim Osmanlı düşmanlığı yapmakta, -Osmanlıcılık yaptığını zanneden bir kesim de Cumhuriyete şaşı bakmaktadır...

Her iki kesim de bu çatışmayı Abdulhamit ve Atatürk'ün şahsında somutlaştırmıştır...

Oysa Milleti millet yapan en önemli unsurladan biri ortak tarih birliğidir...

Millet olarak var olabilmenin İstiklale ve İstikbale sahip çıkabilmenin en temel şartı milli şuur-milli bilinçle beraber milli birlik ve bütünlüktür...

Milli bilincin de beslendiği ve ilham aldığı en önemli kaynak milli tarihtir...

Türk milleti adına tarihe malolmuş şahsiyetler de milli tarihimizi yazan yolbaşçıları ve en önemli heyecan kaynaklarımızdandır...

Bize düşen tarihi bir bütün olarak sahiplenip, eksik ve yanlışlıklardan ders çıkartarak emin adımlarla ve heyecanla geleceğe koşmaktır...
                   
Yılların tecrübesi ile bir tarih öğretmeni olarak deriz ki:

-Cumhuriyet Türkiye’si ile Osmanlı İmparatorluğu’nu iki ayrı kefeye, iki ayrı kutba yerleştirenler Türkiye’ye çok büyük kötülük yaptılar.

-Sanki Türk tarihinde koskoca 624 yılı (1299- 1923) çekip çıkardılar, mankurtluğu çağdaşlık ve modernlik olarak tanımladılar.

-Halbuki iyisiyle kötüsüyle, zaferiyle yenilgisiyle, yükselişiyle gerilemesiyle tarih bizim tarihimizdi.

-Osmanlı İmparatorluğu’nu utana sıkıla, kimi zaman da yok sayarak anlatanlar deyim yerindeyse tarihimize kefen biçip musalla taşına yatırmak istediler.

Oysa ki…
ll.Abdülhamit Han’dan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kadar tarih yazanlar, tarihi yapanlar, tarihe nal sesi dinletenler, kılıçların parlaklığıyla cihanı aydınlatanların hepsi Türk’tü, hülasa bizdik, ta kendimizdik.

Her daim Türk Milletinin ve Türk Devletinin mutluluğu, bekası için çalışmışlardır. Çünkü adam gibi adam olan yiğit atalarımız devletle dopdoludurlar.

Geçmişe sövmenin, töremizi, gelenek ve göreneklerimizi silip atmanın geçer akçe sayıldığı tahrik ve tahrip yüklü hazin dönemlere şahit olduk.

Yeri geldi dümeni kırık köhne tekne gibi, yeri geldi yatağına ve karışacağı ummana küsmüş ırmaklar gibi olduk.

Bizi tarihimizden koparmak istediler, çünkü tekerrür etmesinden korkuyorlardı.

Bizi ecdadımıza hasım etmek istediler, çünkü Türk milletinin sinesinden yeni kahramanların çıkmasından ödleri patlıyordu.

-Hürriyetttt çığlıklarıyla Sultan Abdülhamit’i istibdatla özdeşleştirip tarih yapraklarımızdan 33 seneyi kopardılar.

İçimizdeki mandacı, teslimiyetçi ve yabancı hayranları tarihte husumet kazısıyla dünümüzü işbirlikçiliğin değirmeninde öğütmeye kalkıştılar.

Yaşanan yaşandı, hepsi de ibret levhası gibi…Tarihiyle barışık olmayan bir milletin gelecek hedefleri olamaz.

Türkiye’nin bölgesel ve küresel güç olma süreci, köklü tarihi referanslara dayanmaktadır.

Atatürk'ü kılıf yaparak  Osmanlı'ya saldırmak ya da Sultan Abdülhamit Han’ın arkasına gizlenip Atatürk'e ve Cumhuriyete saldırmak en hafif ifadeyle şuursuzluktur .

Ayrıca milletlerin büyük Ülkülere ulaşabilmesi için en önemli heyecan kaynaklarından biri tarihe malolmuş büyük şahsiyetlerdir.

Oğuz Atadan Bilge Kağan'a Atila'dan Alparslan'a, Fatih'ten Kanuni'ye Abdülhamid Han’dan Atatürk'e Türk tarihinde önemli izler bırakan bütün şahsiyetler Türk Milleti olarak gelecek hedeflerimize ulaşmamızda önemli bir ilham ve heyecan kaynağımızdır.

Dolayısıyla bu büyük şahsiyetleri hırpalamak, itibarsızlaştırmak, ötekileştirmek ya da bir biriyle çatıştırmak her şeyden önce Türk milletine düşmanlık, gelecek hedeflerimize ise ihanettir.

Sınıfın kapısını kapayıp, derse başlayınca bambaşka dünyalara daldığım o inanılmaz meslek…Öğretmen olmak ve cennet mekan atalarımızı anlatmak…

Sultan Abdülhamit Han’ın yaptığı kalkınma hizmetlerini anlatmak için iki ders saatine sığmayacak kadar zaman alırdı.

Aziz Türk Milleti:
-Kimin Kızıl Sultan,
-Kimin Ulu Hakan,
-Kimin de SON PADİŞAH 
olduğunu çok iyi bilir Allah’a şükür.

Ahmet Hamdi YAZIR’ın oğlu Muhtar Yazır’ın, babasının defterinden naklettiğine göre;

“Hayatımda yaptığım en büyük hata, Sultan Hamid’in hâl’ine karışmamdır.!” demiştir.

Son Almanya İmparatoru II.WİLHELM Sultan II.Abdülhamit hakkında şunları söyler;

“-Fransız kralı ile görüştüm;
AŞAĞI BULDUM…
-Japon imparatoru ile görüştüm;
BASİT BULDUM…
-İngiliz kralı ile görüştüm;
KENDİ AYARIMDA BULDUM…
-Ne zaman ki, Osmanlı Sultanı Abdülhamit Han ile görüştüm;
Heybeti, zekası ve nezaketi karşısında beni bir TİTREME aldı.!”

Asker ve siyaset adamı Ali Fethi OKYAR Selanik ve Beylerbeyi’nde defalarca görüştüğü ll. Abdülhamit hakkında şunları söyler;

“Hayatımda Sultan Hamid kadar nazik, terbiyeli, buna rağmen karşısındaki ile mesafesini muhafaza eden şahsiyet görmediğimi söyleyebilirim..”

Büyük Britanya’nın Dışişleri Bakanı Edward GREY hasmı olduğu ll.Abdülhamit hakkında;

“Ne büyük kayıp…Hasmımdı ama onun ölümü ile diplomasi mesleği artık zevkini kaybetti.!”demiştir.

Yazar ve şair Nihal ATSIZ, Peyami Safa’nın ll.Abdülhamid Han’a  “CAHİL” demesi üzerine kaleme aldığı yazıda;

“-Bu dünyada herkes birçok şeyin cahilidir. Yeter ki kendi işinin cahili olmasın. 
-Kendi işinin ehli olduğunu bin bir delille ispat etmiş bulunan Sultan Abdülhamit ise ASLA CAHİL DEĞİLDİR.! 
-Onun bir yüksekokul ve hatta lise diploması yoktu. 
-Fakat hususi öğretmenlerle,
hayattan ve içinde yetiştiği büyük 
ve muhteşem hanedandan çok CEVHERİ şeyleri öğrenmişti.”

Çok koyu bir Abdülhamit düşmanı olan filozof Rıza TEVFİK, Sultan tahtan indirildikten sonra pişmanlığını “Sultan Abdülhamit Han’ın Ruhaniyetinden istimdad” adlı şiir’inde dile getirmiştir. 
İşte şiirden bir dörtlük;

“Tarihler ismini andığı zaman,
Sana hak verecek, ey koca Sultan
Bizdik utanmadan iftira atan,
Asrın en siyasi padişahına..”

Mustafa Kemal ATATÜRK, Nafiz Tepedenlioğlu’nun yazdığı bir yazı üzerine kendisine;

“-Bak çocuk…Kişisel düşüncemi kısaca söyleyeyim;
Tecrübe göstermiş ki, toprakları üstünde yaşayan insanların çoğunun durumu kuşkulu ve sınırları yalnız düşmanlarla çevrili bir büyük devlette, Abdülhamit’in yönetimi büyük hoşgörüdür. Hele bu yönetim 19.yüzyılın son yıllarında uygulanmış olursa..”

Bizde deriz ki:
-Padişahtan korkabilirsiniz, hatta nefret bile edebilirsiniz. Ama onun çalışkanlığını ve adaletini inkar edemezsiniz.

-Savurganlığa son veren tutumuyla Türk Maliyesini ıslah etmiş ve ülkeyi baştanbaşa mektep ve demiryolu ağıyla örmüştür..

-Devlet canlanmasını padişahın enerji, ustalık ve vatanseverliğine borçludur.  Sultan Abdülhamid’in bu açıdan değeri, hiç bir zaman inkar edilemez.

-II.Abdülhamit, Osmanlı tarihinde belki de en çok “muhalefet” edilen padişahlardan biridir.

-Batının özellikle siyonistlerin yıkıcı hamlelerine karşı direnmiş, dış politikada hesaplı davranmıştır.

-Özellikle sağlık ve eğitim hizmetleri için yorulma bilmeden çalışmıştır.

-Devleti kalkındırmak için önemli adımlar atmış, ses getirecek projeler üretmeye çalışmıştır. Ancak büyük karalama kampanyalarına maruz kalmış ve tahtan indirilmiştir.

-İmparatorluğu 33 yıl nasıl idare ettiği tahtan indirildikten sonra daha çok idrak edilmiştir. Allah ondan RAZI olsun. Aziz ruhu şad olsun.

Yanındakine “hadi ordan pis Türk” diyen Arnavut bahçevana, pencereden “unutma senin efendinde bir TÜRK!” diyerek her fırsatta Türklük yanını ortaya koyan bir liderdir. Ruhu şad olsun.

Büyük devlet adamı... Gerçek bir Türkçü... Örnek Türk aydını... Gönlümün son padişahı..

Sonradan  tahta oturanlar mı.? Bence şekilden ibaret.!

Sultan Abdülhamit Han ile en çok Sabetaylar uğraşmışlardır. Bugün bağıranlar onların torunlarıdır.

Sultan Abdülhamid Han konusuna Milliyetçi-Ülkücü yaklaşımım şudur;

-Ne "hiç toprak kaybetmedi" aşırı gitme, ölçüyü kaçırma, ifratına düşeriz ne de Ermeni'nin lafı olan "kızıl sultan" iftirasını ederiz.

Memleketin bekâsı için çile çekmiş her Türk'e olduğu gibi ona da (Atsız Hoca’nın ifadesiyle "Gök Sultan"a) sadece dua ederiz.

ABDÜLHAMİT HAN, devr aldığı Devlet-i Aliyye'yi ayakta tutmak, millete hizmet için elinden geleni yapıyor.

93.Harbinden sonra devleti bir daha harbe sokmadan elindeki imkanları sonuna kadar kullanarak ulaşım, haberleşme, sağlık, eğitim ve kültür hayatımızda pek çok şeyin öncüsü olmayı başarmış, aslında “Modern Türkiye’nin” kurucusu II. Abdülhamit Han olmuştur.

Belki “modern Türkiye’nin kurucusu” tezi  aşırı bir iddia gibi gelebilir. Ancak tarihi kayıtlara, vilayet salnamelerine baktığımızda bunun hakikat olduğunu rahatlıkla görebiliriz.

Türk devlet geleneğinde “Türkçeye” önem verildiği görülmektedir. Türkçe sevdası ve Türkçe duyarlılığının Sultan İkinci Abdülhamit'te ziyadesiyle var  olduğu bilinmektedir..

1876 Anayasasında ilk defa "resmi dilin Türkçe olduğu ve devlete hizmet edecek kişilerin Türkçe bilmesinin zorunlu olduğu" bilinirse durum daha iyi anlaşılacaktır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne kadar milli ve tarihi bir kahramanımızsa, Sultan Abdülhamit Han da o kadar 
milli ve kahramandır.

Bugün 10 Şubat…Ulu Hakan Sultan Abdülhamit Han’ın vefatının seney-i devriyesi…Rabbim her iki devlet büyüğümüze rahmet eylesin. Kabirleri nur, ruhları şad, mekanları cennet olsun inşallah.

Meram Bağları’ndan;
SEVGİLER🌹🇹🇷🌹

10 Şubat 2026

Taş Medreseli Tarih Öğretmeni;
Ali KUZENCİK


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —