Menü MİLLİ SES | ÜÇÜNCÜ SAYFA HABER | UCUNCUSAYFAHABER.COM.TR
Gökhan TAĞRAP

Gökhan TAĞRAP

Tarih: 08.03.2026 18:12

DAVA, ÇİLE, SABIR, VEFA... TAŞ MEDRESELİ ÜLKÜCÜLER...

Facebook Twitter Linked-in

Ülkücü hareket; sadece bir siyasi görüşten ibaret değildir. O, bir davanın, bir imanın, bir sabır ve çilenin adıdır. Bu davanın yolcuları olan Taş Medreseli ülkücüler, Türk milliyetçiliğinin tarihine altın harflerle yazılmış bir fedakârlığın, sadakatin ve vefanın timsalidir. Onların yaşadığı çile; sıradan bir sıkıntı değil, Türk milletinin istikbali için çekilmiş kutsal bir imtihandır.

Türk milliyetçiliği davası, özellikle 1970’li ve 1980’li yıllarda büyük bedeller ödemiştir. O günlerde ülkücüler; vatanı bölmek isteyenlere, devleti yıkmak isteyenlere karşı dimdik durmuş, Türk milletinin birliği ve bekası için mücadele etmiştir. Bu mücadelenin ardından gelen karanlık süreçte binlerce ülkücü zindanlara atılmış, işkenceler görmüş, yıllarca özgürlüklerinden mahrum bırakılmıştır. İşte o zindanlar, ülkücülerin dilinde “Taş Medrese” olmuştur. Çünkü orası bir esaret yeri değil; sabrın, imanının ve ülkü bilincinin daha da güçlendiği bir mektep olmuştur.

Taş Medrese’de kalan ülkücüler, demir parmaklıkların ardında bile davalarından bir an olsun vazgeçmemiştir. Onlar için dava; makam, mevki ya da menfaat meselesi değildir. Dava; Türk milletinin varlığı, bayrağının göklerde dalgalanması ve devletinin ebed müddet yaşaması demektir. Bu yüzden çileyi de sabrı da göze almışlardır. Çünkü bilirlerdi ki büyük davaların yolu daima zordur.

Taş Medreseli ülkücüler; sabrın en güzel örneğini göstermiştir. İşkencelere rağmen başlarını eğmemiş, inançlarını satmamış, arkadaşlarını yarı yolda bırakmamışlardır. Onların sabrı; yalnızca beklemek değil, inançlarını dimdik ayakta tutmaktır. Gün gelmiş yıllarca ailelerinden uzak kalmışlar, gençliklerini zindan duvarları arasında bırakmışlar ama bir gün olsun “Keşke bu yola çıkmasaydık” dememişlerdir.

Bu davanın bir diğer temel taşı ise vefadır. Ülkücülük, yol arkadaşını unutmamak demektir. Aynı davaya gönül vermiş insanların birbirine sadakat göstermesi demektir. Taş Medreseli ülkücüler, yıllar geçse de dava arkadaşlarını, şehitlerini, o günlerin hatıralarını unutmamıştır. Çünkü ülkücülükte vefa; sadece bir duygu değil, bir ahlak meselesidir.

Bugün bizlere düşen görev; o çileli yılları hatırlamak, o fedakâr insanları unutmamak ve onların emanetine sahip çıkmaktır. Çünkü Taş Medreseli ülkücüler, bu hareketin hafızasıdır. Onların yaşadığı acılar, çektiği çileler ve gösterdiği sabır; ülkücü hareketin temel taşlarını oluşturur.

Unutulmamalıdır ki her dava; çile ile büyür, sabır ile güçlenir ve vefa ile yaşar. Taş Medreseli ülkücüler de işte bu üç değerin yaşayan sembolüdür. Onlar Türk milliyetçiliğinin susmayan vicdanı, sönmeyen ateşi ve eğilmeyen iradesidir.
Ve bugün göklerde dalgalanan şanlı Türk bayrağı, işte o çileyi çekenlerin, sabredenlerin ve vefa gösterenlerin hatırasını taşımaktadır. Türk milliyetçiliği davası var oldukça, Taş Medreseli ülkücülerin hatırası da daima yaşayacak; onların çektiği çile, Türk milletinin gönlünde bir şeref nişanı olarak sonsuza kadar anılacaktır.

Çünkü dava büyükse çile kutsaldır, sabır erdemdir, vefa ise ülkücünün şerefidir.Bu dava;Sabırla yürünür, çileyle büyür ve vefa ile yaşar.

Selam olsun çileyi onur bilenlere…Selam olsun zindanı medreseye çevirenlere…Selam olsun davasından bir adım geri atmayan Taş Medreseli Ülkücülere…

Gökhan TAĞRAP 
8.03.2026 Keçiören /ANKARA


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —