Zakir TERCAN / HAREKET

Tarih: 16.02.2026 16:14

EN TEHLİKELİ İNSANLAR...

Facebook Twitter Linked-in

Yazıma; Yazar Yıldıray Çiçek’in şu sözleri ile başlamak istiyorum.. Diyor ki: “Siyasette bozulma, çürüme ve vefasızlık hangi partide rüşvet, yolsuzluk ve siyasi nüfuz gücüyle iş takibi yapan varsa, o kişi bulunduğu partinin en şerefsizi, en haysiyetsizi ve en namussuzudur.” Değerli yazarımızın sözlerine aynen katılıyoruz, doğru buluyoruz…

Teşbihte hata olmaz, kurt düze inince mahallenin küskün itleri kardeş olurmuş. Siyasi çıkar uğruna Türk milliyetçiliği davasına zarar verenleri tarih de, millet de affetmez.

Hz. Ömer demiş ki: “Kişiliğini makamdan alanlar, makamdan sonra kişiliksiz kalırlar.”

Bu tiplerin önceliği menfaatleridir. Vicdanları yalnızca işlerine geldiğinde hatırlayan, kalpleri menfaatine göre atan insanlardır. Kendilerini “iyilik” diye pazarlarken, başkalarının kalbini paramparça ederler.

Doğan Cüceloğlu der ki: “Makam, mevki, rütbe, ünvan; bunların hepsi cekettir. Ceketi asar bir yere gideriz. Arkamızda sadece insanlığımız kalır.”

Haramdan beslenen, gözü doymayan, her şey mübah diyen, insanlıktan nasibini almamış, midesi nasırlı, masa, mevki için karekterini satan, paranın kulu olmuş, ahlakı bitmiş, ahlaksız yolun yolcusu olan, vicdanları peş para etmeyenler eğer bir yerde söz sahibi oluyorsa vay geldi başımıza…

Yazar Alev Alatlı der ki: “Haksızlıkla savaşmıyorsak onu kabul etmiş sayılır, iki yüzlülükten, yalandan herkes kadar biz de suçlu olurduk.”

Bu tip insanların her şey bir oyundur; duygular, sadakat, hatta insanlık bile. En büyük zevkleri, karşındakini suçlu hissettirmektir. Seni yavaş yavaş kendinden şüphe ettirir, sonunda senin yıkılışını izlerken bile yüzlerinde sahte bir pişmanlık olur.

Hz. Ali’ye; “Ya Ali… Önceden halifeler döneminde bu kadar fitne yoktu, sende niye böyle oldu” dediler… Hz. Ali’de ”onların arkasında biz vardık, bizim arkamızda siz varsınız” Anlayana ne büyük söz.

Çok güzel bir söze denk geldim; diyor ki: “susarak unutmayı, yaşayarak alışmayı, güvenerek aldanmayı, ve severek kayıp etmeyi öğrenmiş bir insan için yalnızlık dert değildir.”

Yazar Sebahat Karagöz der ki: “Konuşurken yüzü kızaran insandan korkma! Çünkü onun “Ar Perdesi" henüz yırtılmamıştır!" Dönüp etrafıma bakıyorum; ortalık yüzsüzlerle dolu. Edep, ahlak karaborsaya düşmüş haberimiz yok. Allah karşınıza yüzü kızaran insanlar çıkarsın inşallah!”

Kendinizi taşıyın, çünkü kimsenin sırtında sonsuza kadar yük olamazsınız ve kimse de sizi taşımak için doğmadı. Tilki ile yatıp, ilk fırsata Cakallik peşinde koşanlar, Ölüm üzerinden bile salyalarını akıtıp, fitne peşinde olurlar…

Düşünür yazar Anton Çehov der ki: “Üç çeşit insan vardır. Birincisi ekmek gibidir, her gün aranır. İkincisi ilaç gibidir, lazım olunca aranır. Üçüncüsü mikrop gibidir, aramaya gerek yok, o sizi bulur…”

Üzülme, hakkını yiyen, gönlünü kıran, günahını alan, vebaline giren, yıllarını çalan, insanlar olacak bu hayatta. Ve sonra şu sözü getir aklına. Şahidi Allah olanın hakkı kimsede kalmaz.

Merhum Ali Metin Tokdemir Başkanımız demiş ki: “Kendi mağduruna, kendi insanına sahip çıkmayan, bir hareketin başarıya ulaşacağını kimse iddia edemez..!"

Bu tür insanlar, kötülüğü bile masumiyetin içine gizleyerek işler. Sizi  incitirler, sonra “biz sadece iyi niyetliyiz” der. Ve siz onların gerçek yüzünü anladığınızda artık geç olmuştur. Çünkü en derin yaralar, bir yabancıdan değil; “iyiymiş gibi yapan” birilerinden gelir.

İyi bir insan rolünü öyle ustalıkla oynarlar ki, onları ilk gördüğünde saf bir iyilik meleği zannedersiniz. Gülüşleri güven verir, sözleri şefkat doludur, ama içlerinde sakladıkları karanlık, en sessiz anında bile seni izler.

Kötü olup kazananlardan olmaktansa, iyi olup kaybetmeyi tercih ederiz. Vicdanı ile yaşamak, vicdansız yaşamaktan iyidir… Vazgeçmeyi sakın düşünme, Bak ne diyor. Hz. Ali: “zaman uzasada, sonu gecikse de, Sabreden nasibini alacaktır.”

Merhameti çok olanın kanadını kıran çok olur siz yinede üzmeyin kendinizi gelen de, giden de Allah’ın ikramıdır… Allah’a sığının ve yola çıkın; yanlışın bile doğruna azık olur... Yolda olanın istikameti, niyetine göre verilir.

O kadar çok laf etmenize gerek yoktur.. O kadar çok konuşmanıza da gerek yoktur.. O kadar çok bilgiçilik taslamanıza da gerek yoktur.. Çünkü; doğru bir tanedir.

Hz. Ömer demiş ki: “Vallahi doğruyu söylemekten dostum kalmadı…”

Biz bu yüzden kötülüğü açıkça yapanlardan değil, iyilik maskesiyle dolaşanlardan korkarız. Zira onlar, şeytanı bile dürüstlüğüyle utandıracak kadar ikiyüzlüdür... Seni ayağa kaldıracak dostun yoksa pusuda bekleyen çakallara yem olursun…

Yazımı Merhum Başbuğumuzun önem arz eden anlamlı sözleri ile bitiriyorum.. diyor ki: “beceriksizlikle ihanet arasında kıldan ince bir çizgi vardır. Beceremediği halde makam-mevki işgal etmek en büyük ihanettir!”

Zakir Tercan


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —