Zaman akar…
İnsan değişir…
Dünya döner…
Ama gönül, hakikati bulduğunda yerinde durur.
İlahi aşkla yanmak; dünyadan kaçmak değil, dünyaya aldanmamaktır. Bu yanış, insanı tüketen bir ateş değildir. Aksine insanı arındıran, özüne yaklaştıran bir nurdur. Gönlüne ilahi aşk düşen insan, kalabalıklar içinde bile yalnız kalmaz. Çünkü o, gönül dostunu bulmuştur.
Gönül dostu bazen bir insan olur, bazen bir dua, bazen bir hatıra… Ama en çok da insanın içindeki hakikat sesi olur. O ses, insanı kötülükten sakındırır, iyiliğe çağırır, merhameti hatırlatır. Yozgat’ta derler ya: “Gönül kimi severse güzel odur.” İlahi aşkla bakan göz, kusur değil hikmet arar.
Bugün zaman hızlı akıyor. İnsanlar yetişmeye çalışıyor ama çoğu zaman kendine yetişemiyor. Kalpler yoruluyor, ruhlar daralıyor. Çünkü dünya sevgisi arttıkça gönül daralır. İlahi sevgi arttıkça gönül genişler. Gönül genişledikçe insan affetmeyi, sabretmeyi, anlamayı öğrenir.
İlahi aşkla yanmak kolay değildir. Bu yol; nefsin sesini kısmayı, vicdanın sesini yükseltmeyi ister. İnsan bazen kaybeder, bazen yalnız kalır, bazen yanlış anlaşılır. Ama gönül dostunu bulan insan, hiçbir zaman sahipsiz kalmaz.
Zaman, gönül dostu olmayı bilen insan için düşman değildir. Zaman onun öğretmenidir. Her acı bir ders, her sevinç bir şükür vesilesidir. Çünkü ilahi aşkla yanan insan bilir ki; her şey gelip geçer ama gönülde kalan hakikat kalır.
Bugün en büyük ihtiyaç belki de budur:
Gönlü diri tutmak…
Merhameti eksiltmemek…
Adaletten şaşmamak…
Ve kalbi, ilahi sevginin ateşiyle sıcak tutmak…
Çünkü gönül üşürse insan sertleşir.
Gönül yanarsa insan güzelleşir.
İlahi aşkla yanan gönül karanlıktan korkmaz.
Gönül dostunu bulan insan yalnızlıktan korkmaz.
Zaman değişir, dünya değişir…
Ama hakikate bağlanan gönül yolunu kaybetmez.
Şakir Deniz