Yıldıray ÇİÇEK / TÜRKGÜN'DEN

Tarih: 14.01.2026 22:17

İran’ın bölünmesi, Türkiye'nin kuşatılmasıdır

Facebook Twitter Linked-in

 

 

İran’ın bölünmesi, Türkiye'nin kuşatılmasıdır

Başındaki ahlaktan, akıldan ve vicdandan yoksun Trump ile Netanyahu nedeniyle ABD–İsrail ikilisi, dünyanın birçok bölgesinde dengeleri altüst etmiş; küresel huzuru ciddi biçimde bozmuştur. Kötülük düşünmedikleri, şeytan kılığına bürünmedikleri gün neredeyse yok gibidir. Eylem ve söylemlerine bakıldığında, sergiledikleri tutumun insanî ve hukuki değerlerle bağdaşmadığı alenen ortadadır.

Bu ikili mesaiye başladığında, sanki şeytanlar yeryüzünden çekilmektedir. Hangi taşı kaldırsanız, altından bu şeytanî ikili çıkmaktadır. Ne var ki her ikisi de kendi ülkelerinde giderek birer nefret figürüne dönüşmektedir. İsrail’de Netanyahu karşıtı protestolar aralıksız sürerken, Amerika Birleşik Devletleri’nin dört bir yanında milyonlarca insan Trump’ın dengesiz, ABD’ye bile yük hâline gelen politikalarını protesto etmektedir. Ülkenin birçok noktasında sokaklar kaynamakta, çatışma görüntüleri yaşanmaktadır.

İran’daki iç çatışmaların zeminini hazırlayıp üzerine benzin dökmeye çalışan ABD, bugün benzer manzaralarla kendi topraklarında yüzleşmektedir. Gelinen noktada ABD, adeta “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” atasözünün bizzat muhatabı hâline gelmiştir.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin de ifade ettiği gibi:
“İçeriden çürümüş, büyük oranda insan kalitesini yitirmiş, anlam ve varlık nedenini kaybetmiş toplum yapısına sahip olan ABD’nin, kristal vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler emin olunuz uzak değildir.”

ABD ve İsrail, tarihin akışı içinde kötü bir sona sürüklenecekleri çok net biçimde görülmesine rağmen, şeytanlıklarından bir adım dahi geri durmamaktadır. Orayı burayı tehdit etmekte, ülkelerin içini karıştırmakta ve kriz üretmektedirler. Şimdi ise hiç vazgeçmedikleri hedef olan İran’a yeniden musallat olmuşlardır.

Elbette mesele yalnızca İran’daki rejimi devirmek ve Siyonizmin uşağı Rıza Pehlevi’yi iktidara getirerek İran’ı yandaşlara teslim etmek değildir. İran’ı ele geçirmek; Türkiye’ye, Çin’e, Rusya’ya ve bölgedeki diğer ülkelere ABD ve İsrail’in doğrudan komşu olması anlamına gelmektedir. Asıl tehlike ve büyük plan tam da budur.

Irak ve Suriye uzun süredir istikrarsızlık içindedir. Irak işgaliyle birlikte Barzani üzerinden korsan bir yapı oluşturulmuş; Suriye’de ise YPG/SDG aracılığıyla benzer bir plan hayata geçirilmek istenmektedir. İran’da da bir bölünme ve parçalanma sağlanması hâlinde, orada da istikrarsızlık kaçınılmaz olacaktır.

Bu üç ülkede yaşanacak kalıcı istikrarsızlık, doğrudan Türkiye’nin kuşatılması anlamına gelmektedir. ABD ve İsrail’in her yere hâkim olma arzusu taşıyan yayılmacı ve işgalci karakteri, yalnızca bu ülkelere değil; tüm bölgeye kaos, istikrarsızlık ve çatışma ihraç edecektir.

Bu nedenle Türkiye’nin bütünlüğünü korumak, İran, Suriye ve Irak’ın bütünlüğünü korumaktan geçmektedir.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin dün yaptığı şu uyarı herkes tarafından çok iyi anlaşılmalıdır:
“Hem olan hem de olması gereken siyasi gerçekliğe bakarak diyebilirim ki; İran’ın huzursuzluğu, İran’ın bölünmüşlüğü, İran’ın sancı içinde kıvranması Türkiye’yi ve bölge ülkelerini her açıdan tehdit etmektedir. Komşu ülke İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğü, iç barışı, istikrarı ve huzur iklimi Türkiye için hayat memat konusudur.”

İran’ın ele geçirilmesi yalnızca İran’ı değil; bölgeyi ve hatta dünyayı olumsuz yönde etkileyecek bir kırılma noktasıdır. Bölgedeki birçok ülkenin ABD–İsrail eliyle ne hâle getirildiği ortadadır. Aklı, ahlakı ve vicdanı olmayanların peşinden gidenler ise tarihte hep batağa saplanmıştır


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —