"İyi bir krizin ziyan olmasına asla izin verme" demiş Churchill. Krizin aslında bulunmaz bir nimet olduğunu, fırsata çevrildiği takdirde el edilecek kazanımları bilenler elbette ki böyle düşünür.
Krizin, kaosun başlatıcısı olmasalar dahi emperyal devletler dünyanın herhangi bir noktasında bir karışıklık vuku bulduğunda hemen odak noktalarını oraya çevirirler. Kaosu yöneten ülke konumunda olmak için her türlü girişimde bulunur, krizlerin lehlerine sonuçlanması için tüm stratejik hamleleri yaparlar.
Krizler, kaoslar ülkeleri dizayn etmek için bir fırsattır ve bu fırsatı iyi değerlendiren kazanan taraf olur. Kazanan taraf da gücüne güç katmış, etki alanını genişletmiş, yandaş yönetimleri çoğaltmış ve cebini doldurmuş olur.
Dünyadaki kriz bölgelerine bakın hemen orada birkaç ülke biter ve bu ülkeler kaos ateşini körüklemeye başlarlar. Keşmekeş yangınını sürekli harlayan bu ülkeler aynı anda da tasarı planlarını devreye sokarlar. O bölgenin halkı için alevler dayanılmaz bir konuma geldiğinde ise küresel bir itfaiyeci misali kurtarıcı gibi sahneye çıkarlar. Süreç sonundaki durum ise ölümü görüp sıtmaya razı olma durumundan farksız olmaz.
Ateş çemberinin ortasında yaşayan ülkemiz uzun zamandır Kafkaslar'daki, Balkanlar'daki, Ortadoğu'daki ve Kızey Afrika'daki kargaşaların yansımaları ile karşı karşıya. Küresel hengamenin zirve noktasını çıktığı bu dönemde ülkemiz, bölgemizi ilgilendiren karışıklıklara seyirci kalmamış ve arabulucu, kolaylaştırıcı bir rolle çözüm üreten bir pozisyonda olmayı tercih etmiştir. Bazen de oyun kurucu rolüne bürünerek kaosu yöneten ülke konumunda kalmayı başarmıştır.
Bir iki yüzyıl önce bayrağımızın dalgalandığı, gönül bağımızın olduğu ve sonuçlarının en çok bizi etkilediği topraklarda yaşananlara elbette seyirci kalamayız. Dünyanın öbür ucundan gelip bölgemizi dizayna soyunanlara meydanı boş bırakamayız. Kirli emellerini hayata geçirmek için bölgemiz ülkelerini yangın yerine çevirenlere, bölge insanının birbirini boğazlamasına, kan ve gözyaşının bu coğrafyalardan eksik olmamasına neden olanlara karşı onurlu bir duruş sergilemek yüzyıllar boyunca adaletle, barış içerisinde buraları yönetmiş olan bizlere yakışırdı, ki öyle de yaptık.
Üçüncü dünya savaşının öncekilerden farklı bir formda şu anda sürdüğü ve bu savaş sonunda yeni bir dünya düzeninin kurulacağı kesin. ABD, AB, Rusya, Çin ve daha nice ülke, kaosu yöneten ülke olmak ve yeni dünya düzenini çıkarlarına uygun şekilde inşa etmek için çabalarken İnşallah bizim bölgesel hamlelerimiz sonuç verir ve her şey istediğimiz gibi sonuçlanır.