Menü MİLLİ SES | ÜÇÜNCÜ SAYFA HABER | UCUNCUSAYFAHABER.COM.TR
Ali KUZENCİK / MERAM BAĞLARI

Ali KUZENCİK / MERAM BAĞLARI

Tarih: 29.03.2026 10:15

“MÜZMİN MUHALİFLER” İLE YENİÇERİ VE CELALİLERİN BENZERLİKLERİ…

Facebook Twitter Linked-in

-ÜÇ HİLAL İLE DOKUSU TUTMAYAN “MÜZMİN MUHALİFLER” İLE YENİÇERİ VE CELALİLERİN BENZERLİKLERİ…

"ÖYLE PUSLU Kİ HAVA, ŞEYTAN BİLE ‘MÜSLÜMAN’ MİNTANI GİYİYOR!”

Osmanlı tarihinde Celali ve Yeniçeri İsyanları meşhurdur. Celalilerle, yeniçeriler zaman zaman devlete başkaldırmakla işbirliği, elbirliği etmişlerdir.

Bunların bazen birtakım saray çalışanları ve devlet yöneticileri tarafından çıkar amaçlı tahrik edildikleri veya yönlendirildikleri, bazen de kendi içlerindeki örgütlenmelerle harekete geçtikleri bilinmektedir.

Celali ve Yeniçeri İsyanları;

-ne “devlet-i ebed müddet” 
-ne “ila-yı kelimetullah” 
-ne “sancak-ı şerif” 
-ne “mukaddes vatan” 
-ne de “cihâd” için çıkarılmıştır.

İsyanların temelinde devletin Osmanlı tebanın geleceği ile ilgili endişe ve mülahazalardan çok, “ekonomik-siyasi-askeri ve sosyal” sebepler ve ikbâl meyhanesinde nara atmalar vardır.!

Oysa ki sabah uyandıklarında devletin kadife eldiven içinde demir yumruğunu yiyip, “tepetaklak” gideceklerdir.

 

Şair Nabi’nin dediği gibi;
“Çok da mâğrur olma kim meyhane-i ikbâl’de,
Biz hezârani mest-i mağrûrun humârını görmüşüz.”

Şurası muhakkaktır ki Celali ve Yeniçeri İsyanlarının içinde “bugüne ışık tutacak” ibret levhaları mevcuttur.

Hayırsız faaliyetlerde elebaşı (sergerde), çapulcu ve başıbozuk cahillerin kendini hayatın ve devletin merkezinde sanan menfaatperestlerle kifayetsiz muhterislerin taassup ve aç gözlülükleri yüzünden devlet ciddi tehlikelere maruz kalmıştır.!

Başkaldırılar yüzünden nice devlet adamları, hanedan üyeleri, padişahlar hayatını kaybetmiştir.!

Celali ve Yeniçeri isyanları için;
“FİTNE ve BOZGUNCULUĞUN EYLEME DÖNÜŞMESİ” demekte yanlış olmaz...

Sırtlarına “MHP muhalefeti” yaftası asılan ancak MHP Camiası ile alakası kalmayan rahmetli Başbuğumuz Türkeş dahil bu kesime bir türlü lider beğendiremediğimiz müzmin muhaliflerin “tarihi ve psiko sosyal” incelemesi  yapıldığında görülmektedir ki bu da bir “fitne ve bozgunculuk” hareketidir.!

Müzmin muhalifler, modern çağın Celali ve Yeniçerileridir. Çünkü bunlar “Ülkücü” olmayı  öğrendiklerini sandıkları rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş’ten bu yana CKMP ve MHP Genel Merkezine başkaldırmayı alışkanlık haline getirmişlerdir.!

-Doğru olan şeyleri dahi yanlış görüp göstermek, bunların alışkanlıklarıdır.

Merhum Dündar Taşer Ağabeyin söylediği güzel ve meşhur bir sözü vardır;
“Türkeş’in yanlışı, benim doğrumdan üstündür.”

Türk Milliyetçiliğinin siyaset sahasında kök salması, milyonlarca ülkücü gencin yetişip ülkenin geleceğine canları ve kanlarıyla sigorta olmaları rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in sayesindedir.

Allah ondan razı olsun. Nezd-i ilahi’de makamı âli olsun inşallah.

Rahmetli Başbuğumuzun iki büyük emaneti Üç Hilalli MHP ile Bozkurtlu Ülkü Ocaklarına saldıranlanların kullandıkları kaba dil ve üslup da celali ağzıdır.!

MHP Genel Merkezine “Balgat Dükalığı” diyen kafa Osmanlı sarayına yürüyerek kelle isteyen asilerin kafasıyla aynıdır.!

Şurası bilinmeli ki;
Ülkücü Hareketin geçmişteki Celali ve Yeniçeri isyanlarına benzeyen eylemlerinin unutulduğunu sanıyorlarsa aldanıyorlardır.

“Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür” ama mazinin ihanetlerini unutmayanlar çoğunlukta.

“Taşmedrese-Ankara Ocağı ve Genel Merkez” kilometre taşlarında bulunan ve son 50 yılın “yakın tarihini yaşayarak” gören bir tarih öğretmeni olarak derim ki;

-Şühedalı ve dualı kutlu davamızın ambarındaki torbalardan don dikenlerin cemaziyülevvellerini bilmekteyiz. -Bunlar artık ruhende bedenen de bizden yani nazlı Üç Hilal’den koptular ama hala MHP’nin içişlerine karışıyorlar nankörler!

Devlet yönetimi kim siz kim.?! Ferasetine her zaman inandığım Aziz Türk Milleti sizleri “siyasi partiler çöplüğüne” göndermesine az kaldı.

Mevlam görelim neyler, neylerse güzel eyler...

DEVLET BEY’E “sadakat naraları” arkasına sığınarak Sevgili Peygamberimizin “Ebu Fasık” adını verdiği fitne-münafık EBU AMİR rolüne soyunanlarıda  Ülkü Ocakları’nda  yetişen ve Aziz Türk Milletinin “erken uyarı” sistemi olan ülküdaşlarımla birlikte üzülerek izliyoruz.

-Can ülküdaşlarım arasına ayrılık sokmaya çalışanlara karşı uyanık olunmalı, onların iyi niyet iddiaları ihtiyatla karşılanmalıdır.

Düşmanın güçlü olması değildir  benim korktuğum şey dostun saflığı…Sîne-i sâf olmasıdır. Yani herkesi kendi gibi iyi niyetli zannetmesidir.

Son günlerde yükselen bazı sine-i safça sesler İslam'ı fitneye düçar eden “haricilerin” Sıffin Savaşı sonrası sloganını hatırlattı bana:
“HÜKÜM ANCAK ALLAH’INDIR.”

Hz. Ali buna mukabil şöyle der:
“Söz, hak bir söz…Ancakkk.! 
Bununla FİTNE murat ediliyor."

Ettiğiniz her lafa, yazıya çokça dikkat ediniz…Sonradan pişman olmak kişinin alnındaki karayı silemez. Mahçup olmayınız.

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın mümkün olmayacağını kabul ederek Rahmetli Başbuğumuz Türkeş’in Genel Merkez Yöneticilerine verdiği seminerlerde sık sık bahsettiği Abdullah İbni SEBE’nin İslamda en büyük fitneyi nasıl üretip sahnelediğini anlamadan bugünü anlamak hayli zordur.

Bildiğiniz gibi…Kazım Karabekir Paşamızın bugüne uygun bir sözü var;

"Öyle puslu ki hava, şeytan bile 'Müslüman' mintanı giyiyor."

Dava ve ülkü arkadaşlarımıza karşı bitmeyecek bir vefamız, eksilmeyecek bir muhabbetimiz vardır.

SABIR…Her zorluğun kapısı. 
Her zorluğu aşmadaki anahtarıdır. Tahammülü zor ve nefse ağır gelen şeylere katlanmak ancak sabır ile olur.

“Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Bakara/153)

Sabrın başı acıdır, fakat sonu çok tatlıdır. Hz. Peygamber; “ SABIR, acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammüldür” sözüyle sabrın önemini vurgulamıştır.

İman, biri “sabır” diğeri “şükür” olan iki yarımdan meydana gelir.

Allah’ın rızasına, takva esası üzerine kurulu işlerle erişilir ve Cenab-ı Allah kötülüklerden arınmayı samimi olarak isteyen kişileri sever.

-İki yüzlü davranmayı huy haline getirenlerin yürekleri kuşkunun esiri olur ve ölünceye kadar kendi kişiliklerini bulmadan bu kuşkunun girdabında bocalar dururlar.

Birgün mutlaka suret-i haktan görünen Dırar Mescidi’nin fitne-münafık cemaatinin maskeleri zamanla düşecektir.

-Durumunu çıkarına göre ayarlayan bazı siyasi bukalemunlar var ki şühedalı-dualı kutlu Üç Hilal’in “dışında” olmaları daha hayırlı olmaktadır ve olmuştur.

Çünkü bu kutlu dava gönül davasıdır; makam-menfaat işi değildir.!

Mesele elinle BOZKURT işareti yapmak değil.! Asıl mesele...O işareti yaparken yüreğinde hissettiğin SEVDANIN TADINA VARMAKTIR. Asıl olan söz dili değil, hal dilidir.! Konuşmaktan çok yaşamaktır.

Sadakat, sevginin muhabbetin mayasıdır...

Fikri mayası bozuk olanın sevgisi şaibelidir, çökmüştür. Allah sadık ve sıddık kullardan olmayı nasip etsin. Ülkücü gönüllerden düşürmesin.

Merhum Ahmet Arvasi’nin dediği gibi;
“Milliyetçi Hareket, küçük parti hesaplarında değil bütün parti ve politikalara yön veren milli ve mukaddes bir aksiyondur.”

“Yakın tarihe ilgi duyan” bir tarih öğretmeni olarak görüyorum ki;

Bugünkü siyasi gelişmeler ARVASİ Hoca’yı HAKLI çıkarmıştır.

Lise yıllarında kişiliğimizin oluşmasında önemli kilometre taşlarından biri olan rahmetli Dündar TAŞER büyüğümüzün dediği gibi;

“Ülkücülerin kanaatları sağlam, imanları bütün, fikirleri berraktır. Serttirler ama odun gibi değil elmas gibi pırıl pırıl.”

Bizde deriz ki;
Can ülküdaşlarımızın fitne kokan sohbetlerden uzak kalarak bazan susup beklemek daha hayırlı olmaktadır. Rabbim samimi ülküdaşlarımı fitne-fesat Dırar Mescidi’nin günümüz münafık temsilcilerinden ırak eylesin..

Her seher vaktinde duamız odur ki;
Hak etmeyeni sevdirme bize Yarabbi.

Dualı ve şühedalı bir kutlu hareket olan gençlik sevdamız Üç Hilal’e ihanet edenlerin sonu ne acı ve ne rezilcedir.!

Allah bize bunları tek tek seyr-i  alem yapacak.! Bizde ibretle izleyeceğiz sonlarını.

Meram Bağları’ndan;
SEVGİLER
🌹🇹🇷❤️

29 Mart 2026

Taş Medreseli Tarih Öğretmeni:
Ali KUZENCİK


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —