Burak ÖZCAN / GENÇLİK

Tarih: 03.03.2026 13:50

Planlı Kaos…

Facebook Twitter Linked-in

İki ülke arasında müzakereler sürse de, ABD’nin İran’a ne zaman ve nasıl saldıracağına dair her gün yeni bir senaryo üretiliyordu.

Son olarak, ABD tarafında dillendirilen “İran’a önce İsrail saldırırsa bizim için daha iyi olur” stratejisinin üzerinden çok geçmeden iki ülke İran’a yönelik saldırıyı başlattı.

ABD operasyona “Destansı Öfke”, İsrail ise “Kükreyen Aslan” adını verdi.

Dün Venezuela’da yaşananların benzeri bugün İran’da sahnelendi, Dini Lider Hamaney hedef alındı.

***

Kuvvet kullanma yasağı, egemen eşitlik ilkesi ve uluslararası hukukun diğer temel prensipleri bir kez daha çiğnendi.

Uluslararası hukukun müsvedde bir kağıttan ibaret olduğu bir kez daha kanıtlandı.

ABD Başkanı Donald Trump, teamülleri hiçe sayan bu saldırıları “Dünya için harika bir gün” sözleriyle duyurdu.

İran ise misilleme başlatarak Suudi Arabistan, Bahreyn, BAE, Kuveyt, Katar ve Ürdün’deki ABD üslerini ve İsrail’i hedef aldı.

Siyonist ve emperyalist güçler el ele verdi, planlı kaosun ateşi tüm Ortadoğu’yu sardı.

***

Peki, ABD neden sahadaydı?

ABD’nin sahaya inmesi, küresel hedeflerin yanı sıra iç politikada da hesaplı bir hamle miydi?

Kongre’de dengelerin Cumhuriyetçiler aleyhine dönebileceği konuşulurken İran’a saldırılması gerçekten tesadüf müydü?

Epstein dosyasında adının geçtiği belgelerin Trump’ın düşen popülaritesini daha da aşağı çektiği bir dönemde, bu hamlenin iç politik bir manevra olduğu gerçeği görmezden gelinebilir miydi?

***

Venezuela’nın ardından İran’ın içinde bulunduğu durum, güçlü bir orduya sahip olmanın, bağımsız savunma kapasitesi geliştirmenin ve dış müdahalelere karşı iç cepheyi sağlam tutmanın hayati önemini bir kez daha gösterdi.

Umarım içimizde bazı siyasetçiler bu tabloyu yanlış okumakta ısrar etmezler.

Hadi bizi duymuyorlar, Terörsüz Türkiye hedefini de görmezden geliyorlar…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü de mi hiç okumuyorlar?

“Asıl olan iç cephedir. Bu cephe bütün memleketin, bütün milletin meydana getirdiği cephedir. Dış cephe, doğrudan doğruya ordunun düşman karşısındaki silahlı cephesidir. Bu cephe sarsılabilir, değişebilir, mağlup olabilir; fakat bu durum, hiçbir zaman bir memleketi, bir milleti yok edemez. Önemli olan, memleketi temelinden yıkan, milleti tutsak ettiren, iç cephenin çökmesidir. Bu gerçeği bizden daha çok bilen düşmanlar, bu cephemizi yıkmak için yüzyıllarca çalışmışlar ve çalışmaktadırlar. Bugüne kadar başarılı da olmuşlardır. Gerçekten ‘kaleyi içinden almak’, dışından zorlamaktan çok kolaydır” sözleri bugün yaşananların izahı değil miydi?


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —