-KATLİAM VE ZULÜM, SİYONİST ZİHNİYETİN KARAKTERİDİR!
-İNSANLIK ADINA NE VARSA
BATI AYAKLAR ALTINA ALDI.
********
-ANCAK BİR MEZHEP DÜŞÜNÜN Kİ
TÜM İNANCINI: “SAHABELERE SÖVMEK” ÜZERİNE OTURTMUŞ VE ÜMMETİN BAŞINA BÜYÜK BELA!
*********
Masum kız öğrencilerin katili ABD ve İsrail! İran'da kasten katledilen 160 kız öğrencinin mezarları...
Akıttığınız kanda boğulun!
Rahmetli Mehmet Akif, Necid çöllerinde Mehmetçiğin kahramanlığını dile getirmek için yazdığı Çanakkale Şehitleri destanında İngilizin, Fransızın medeniyet adı altında yaptığı kahpeliğini şöyle haykırıyordu.

“MASKE YIRTILMASA HALA
BİZE AFETTİ O YÜZ,
MEDENİYET DENİLEN KAHBE
HAKİKAT, YÜZSÜZ.”
Evet maske yırtılmış, bizim batıcıların öve öve bitiremediği Batı'nın kahpe yüzü bir kez daha ortaya çıkmıştı.
Hakikaten o yüz insanlık için bir yüz karasıydı. Yüzsüzdü bunlar...
Aradan bir asır geçti ancak Batı medeniyetin ABD, AB ve İsrail’in karma karışık inanç lağım çukuru olan evangelist ve siyonistlerin Gazze'de yaptığı soykırım ve İran’daki saldırılar bize gösterdi ki bu Batı hep aynıdır.
Taa Roma'dan beri böyledir.
Hiç değişmez ne yazık ki!
ABD’de devlet aklının, demokratik basiretin yerini; Siyonist hurafelerden
beslenen, hayalperest, din eksenli EVANJELİST politikalar alır.
ABD’de, dünyada demokrasiyi
güçlendirme ve küresel barışı tesis etme hedefi rafa kalktı.
Artık ABD Yönetimi ve Katil Netanyahu Siyonizm’in asla gerçekleşmeyecek hülyalarıyla yatıp kalkıyorlar!
Oysa ki…İsrail'de içte ve dışta işler çok karışık ve durum her geçen gün daha da kötüye gidiyor.
İsrail ilk günden bugüne kafayı kuma gömmüş, ateşkese rağmen iftar vakti havadan ölüm yağdırmaya, hayvandan aşağı bir karakterin yaptığı işleri yapmaya devam ediyor.
Konya Tarihi Bedesten ve Kapu Camii’nin ferasetli Cemaati “NEME LAZIMCI” körfez Arap Emirlikleri için derler ki;
“Kafir (bile) ağlar şu bizim
âhvâl-i perişanımıza.!”
Merhum Peyami Safa, ‘YALNIZIZ” isimli meşhur romanında şöyle seslenmişti:
“-BİZ, HEPİMİZ SADECE KENDİMİZİ DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ İÇİN YALNIZIZ VE YALNIZ KALACAĞIZ”
Ancakkk…”Ve la galibe İllallah”...
Galip olan sadece Allahtır.! Herkesin bir planı varsa Allah’ın da vardır. Kul hesabının üstünde kutlu bir hesap vardır.
DÜN…Haçlı Dünyası için Balkanlar ve ötesi Anadolu idi…
BUGÜN BATI…Malazgirt’ten beri uyumuyor! Çünkü Anadolu ve İstanbul’u asla unutmuyor! (1071-1453)
ANCAKKK…KÖPRÜNÜN ALTINDAN ÇOOOK SULAR AKTI! ARTIK ANADOLU TÜRK’E DAR GELİYOR!
Siyonist nefreti hızla yayılıyor. Yaptıklarıyla tüm dünyada Yahudi düşmanlığını körüklüyor, İsraillileri dünyada sokağa çıkamaz hale getiriyor.
Gerek İsrail gerek Amerika'nın bilemedikleri bir şey daha var.
İnsanlık uyanıyor ve her ikisinin de hakkından gelecek dip dalga geliyor.
20.Asır'da…Balkan felaketi, 1.Cihan Harbi, İstiklal Harbini ve Bosna-Hersek’deki katliamlarını yaşayan herkes Batının vahşi yüzünü görmüştü.
Ancak Atatürk sonrası 1940 yılından sonra öyle bir kültür emperyalizmine maruz kaldık ki hepsini unuttuk.
“Aydınlanma” adı altında Batı bizim için tek nazenin sevgili oldu.
Herşey ordaydı. Insan hakları, demokrasi, hukuk, eğitim, zenginlik ve'l-hasıl insanı değer adına ne varsa oradan almalıydık.
Ancak bugün Batı'ın bu konularda ne kadar sahtekar, ikiyüzlü olduğunu Gazze'de yapılan katliamlar ve İran’a yapılan acımasız saldırılar bunu net gösteriyor!
Gazze soykırımı ve orantısız İran topraklarına yapılan saldırılar bize öğretti ki;
İNSANLIK ADINA NE VARSA
BATI AYAKLAR ALTINA ALDI.
Oysa ki…Daha Bosna'nın acısı dinmeden bu sefer de Gazze'de bir insanlık dramına şahit oluyor, yediğimiz lokmalar, içtiğimiz şu boğazımızda düğümleniyor ve şu soruyu soruyoruz?
BU ZULÜM NEREYE KADAR DEVAM EDECEK?!
Kanaatimize göre Yüce Rabbimiz bu Siyonist Evanjelik katliamlarla herkesi imtihan ediyor.Takdir-i ilahi bir şekilde tecelli edecek.
Tarihi arka plana baktığımızda zulüm ile abad olan ne kavim ne de insan vardır.
Bu mübarek Ramazan Ayı’nda zulmüne devam edeb Siyonist zulüm artık sona yaklaştı. Daha önceki çağlarda Yahudi kohenlerin kurduğu iki yahudi devleti yıkılıp sürgün edildi! Üçüncüsünün ise akıbeti ise yakındır…Çünkü insanlık İsrail'den yüz çevirdi ve iyice yalnızlaştılar.
Bu yalnızlığı basite almayın. Yüzyıldır soykırım mağduriyetiyle insanlık aleminde psikolojik üstünlük kurmaya çalışan Siyonistler için arka çıkacak batılı devlet sayısı azaldı!
İnsanlara merhamet etmeyene Allah’ta merhamet etmez!
Lanetli kavim İsrailoğulları’nda merhamet nerdeeee!
OYSA Kİ…MERHAMET…
İslam medeniyetinin en önemli şiarıdır ve İslam medeniyeti bir merhamet medeniyetidir.
Bize düşen bu merhamet medeniyetini bütün boyutlarıyla yeniden ihya etmektir.
-BİR MEZHEP DÜŞÜNÜN Kİ…TÜM İNANCINI: “SAHABELERE SÖVMEK” ÜZERİNE OTURTMUŞ VE ÜMMETİN BAŞINA BÜYÜK BELA!
Bizim gençlik yıllarımızdan beri İran güçlü görünür ama halkından uzaklaşmıştır.
Gücü silahsız Orta-Doğu’daki masum sivil kitlelere.!
Yakın geçmişte…Milyonlarca Sünni Suriyeli, Esat-Nasrallah ve İranlı General Kasım Süleymani’nin baskısı ve zulmü ile ülkelerini terk etmişler, göçe zorlanmışlardı!
Artık herkesin görmesi gerekir ki İran'ın savunduğu ŞİA inancı aslen Yahudi olan Abdullah Bin Sebe tarafından İslamiyet'i bölme adına ortaya atılmış bir fitnedir.
Bugünkü İran rejimi de Hazreti Ali döneminde kurulan bu oyunun devamını sağlayacak şekilde bugüne kadar Hristiyan dünyası tarafından fonlanmıştır.
İran bugün İslam coğrafyasında süregelen mezhep kavgalarının tek mucididir, tek sebebidir ve halen de Haçlı Dünyasının kendisine yüklediği bu görevi sürdürmektedir.
İran… Gazze’nin başını yedi. Filistin’deki katliamın tek sorumlusu İran’dır! Terör devleti İsrail’e karşı koyacak gücün yoksa Lübnan ve Filistin’deki güçlerini katliamcı İsrail’e karşı kullanmayacaktı.
Almayan akıllara bir kez daha söyleyelim;
-İRAN TÜRK DÜŞMANIDIR,
-İRAN İSLAM DÜŞMANIDIR.
Bu iki gerçeği görmeyenler artık görmeli, bu iki gerçeği göremeyenler İran'ın değirmenine dolayısıyla Amerika'nın, İsrail'in, batının değirmenine su taşıdıklarını bilmeli.
-Atalarımız Selçukluların İran'ı fethetmeleriyle ülkenin idaresinin Türklere geçmesi FARSLARI derinden sarsmış, gururlarını kırmış ve üzülmekten öte yüzyıllarca KİN beslemişlerdir.!
-Asırlar boyu içlerinde gizledikleri fanatik Fars ırkçılığını ve Türk nefretini hep canlı tutmuşlardır.!
-Pehleviler ve Humeyni yönetimlerinde İran Devletinin kritik mevkiilerine Farslar yerleştirilmiştir.
-Humeyni Hareketi, Şah yönetimini devirmek için çoğunluğunu Türklerin teşkil ettiği Halkın Mücahitleri örgütü ile güç birliği etmiş ancak devrim başarılı olduktan sonra hedef tahtasına koyduğu mücadele ortağına karşı acımasız bir kıyım gerçekleştirmiştir.
-Halihazırda da İran'da Türkler, Fars yönetiminin bitmeyen baskısına maruz kalmaktadırlar.
-Ülkenin en büyük nüfusunu oluşturan Türklere karşı böylesine tarihi bir kin besleyen Farsların hem ülkedeki ERMENİ azınlığa hem de Ermenistan terör devletine karşı idari ve siyasi uygulamalarında sergilediği inanılmaz sempati, ırkçı Fars ruhunu yakından tanımayanları şaşırtabilir ama İran tarihini iyi bilenleri asla...
-İstisnalar kaideyi bozmaz, İran Fars Devleti milleti münafık, iki yüzlü bir millettir. Adını İslam devleti koymuş fakat İslam'a en az VAHHABİLER kadar ihanet eden bir devlet ve güruhtur. Takiyyenin din olduğu bir topluluktur.!
-Bir mezhep düşünün ki tüm inancını “SAHABELERE SÖVMEK” üzerine oturtmuş ve ümmetin başına büyük bela!.
Sağlıklarında cennetle müjdelenen, Peygamber Efendimizin yol arkadaşları olan yani kader arkadaşları olan, Hazreti Ebubekir, Hz Osman, Hz Ömer ve Ayşe Annemizi (r.a) HİÇ SEVMEZLER ve sevmedikleri gibi lanet okurlar; Müslüman olmadıkları iftirasına atarlar.!
Yavuz Sultan Selim Cihan İmparatorluğu kurmak için yola çıktığında:
-Önce bu sapıkları tepelemiş, sonra Halifeliği devralmak için Mısır yolunu tutmuştu…
Komşumuz İran’ın bize dost olmadıklarını, dürüst olmadıklarını, Yemen, Lübnan, Irak, Suriye, Afganistan ve Pakistan'da milyonlarca Müslüman'ın katili olduklarını, Türkiye'de bölücü pkk terör örgütüne 40 senedir destek verdiklerini unutmayalım.
Yakın tarihte...İran ve ABD uşağı Molla Barzani’den beri Doğu ve Güney-Doğu Anadolu’da kürt köylerine saldıranlar, Tehcir’den kurtulmak için bir gecede “müslüman olduk” diyen İran destekli ERMENİLERİN TORUNLARIDIR.
-Pers temelli Farsi İran ve Batı Dünyasında “merhamet” yoktur.
Acımasız, gaddar ve zalimler. Çünkü İran’daki Pers ve Avrupa’daki Roma Medeniyetinin temeli Mısır’daki “FİRAVUN” medeniyetine dayanmaktadır.!
Ermeni, Rum, Rus, Sırp ve Farsi çok kalleş düşman kavimlerdir. Tarihi olaylar gösteriyor ki…Bu milletlerin dostluğuna asla güvenilmez.
Ya hu...Selçuklular Batinilerle ve Fatimilerle daha sonraki yıllar ve yüzyıllarda Osmanlılar Haçlı Dünyası ile mücadele ederken bu “mıymıntı ve kalleş” Farsiler… Doğu Anadolu’ya girerek Türk Milletine her daim sinsice saldırmışlardır.
-Her defasında yenilmelerine rağmen yüzyıllardır Türk Milletine olan kinleri devam etmektedir.
Ecdat... özellikle şairler... İran Coğrafyasında yaşayan Farsilerin kaypaklığını bildiklerinden yaşadıkları o büyülü şehir İstanbul için derler ki;
“Bu şehr-i stanbul ki bi-müslü bahadır,
Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedadır.”
{İstanbul’un tek bir taşını İran topraklarının tamamından değerli bulur şair NEDİM}
İran Farsi kafası yapısı,12 Eylül öncesi ve sonrası mübarek Anadolu topraklarında yakın tarihte azımsanmıyacak kadar taraftar topladılar.!
Bunlar “müselman bozuntusu” geçinen bölücüler arasında yer aldılar.
Yılların tecrübesi ile “yaşayarak” biliyoruz ki;
-Bugün Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli ile Cumhur İttifakına karşı olmaktan ziyade KİNDARLARDIR.!
Bu nasıl bir kin ki büyük devlet adamı Veziriazam Nizamülmülk’ün kabri sırf sünnî olmasından ve Türk Milletine idari, askeri ve kültürel faaliyetleriyle hizmet etmesinden dolayı onarılmıyor ve çöplük içerisinde.!
…Ve bugün Persler zamanından beri İran ile İsrailoğulları arasında tarihten gelen unutulmaz dostluk vardır.
-Turan düşüncesinin kindar düşmanı Farsi İran İslam Dünyasının münafık ve korkak bir kavmidir.
Tarihimizi iyi bilmek zorundayız.
Tarih şuuru bir milletin geçmişte yaşadığı olayların hatırlanması ve kavranması ile oluşur.
-Türk milleti; kaderi bir, kederi bir, kararı bir, kalbi beraber çarpan beşeri ve maşeri asaletin timsalidir.
-Türklüğün mukadderat gerçeğine sınırlar çizilemez, muvaffakiyet gayesine engel çıkarılamaz, mutlak varlığına kara çalınamaz.
-Türk beklenendir, özlenendir, övülendir.
-Bugün dünya üzerinde 34 farklı ülkede 78 ayrı şehitliğimiz vardır.
-Kıtalardan bir sedayla taşan ayak izlerimiz, yerkürenin her köşesine bir sevdayla tutunan anılarımız vardır.
-Halep’e, Musul’a bakınca gördüğümüz yurttur, Kerkük’ten Kıbrıs’a varıncaya kadar duruş Türk bakışıdır.
Tarihten ibret almak gerekir…Tarih okumak siyasetin laboratuvarı olduğu bir gerçektir.
İbn Haldun’un:
“-Suyun suya benzediği gibi mâzi ve gelecek de birbirine benzer" tespiti bu hakikati pekiştirmektedir.
Milli Şairimiz M. Akif'in;
-Târîh”i “tekerrür” diye ta’rîf ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi? dizeleri bu düşüncelerimizi daha da anlamlı hâle getirmiştir.
Bu itibarla, Milletimizin cevher-i asliyesindeki îman aşkını okumak ve yaşatmak en büyük görevlerimizdendir.
Sadi ŞİRAZİ’nin dediği gibi “uyumuş, uyumuşları uyandıramaz, birinizin uyanık olması lazım.”
Altay’dan Tuna’ya koca bir yükü sırtlamış bir milletin evladı olarak GAFLETİ gördükçe üzülüyorum.
İçimizdeki hainler varken düşmana gerek yok! Savaş sınırlarımızda devam ederken Halk tv ve Sözcü tv olmak üzre muhalefet kanallarında akşam haberlerinde alakası olmayan ne idüğü belirsiz konuları tartışıyorlar, sınırımızdaki savaşı gündemlerine bile almıyorlar bu kadar gaflet ötesiler!
Bugün “beka sorunu yoktur” diyenler ne bölgemizdeki gelişmelerden ve ne de dünyadaki gelişmelerden bi haber ZAVALLILARDIR.
Gaflet ve dalalet içindeki devlet adamları “devletin beka sorunu yok” diye diye devletin sınırları 1699 Karlofça Antlaşmasından 1921’de Sakarya Nehrine kadar çekilmiş, küçücük bir Anadolu’ya sıkışıp kalmışız.!
BİLESİNİZ Kİ...
Artık Anadolu Türk’e dar geliyor.!
Tekrar komşumuz İran’a dönersek,
“ŞİA MOLLA REJİMİNİN HÜKÜM SÜRDÜĞÜ BUGÜNKÜ İRAN’A
ÜZÜLELİM Mİ?”
*Şİİ HİLALİ hayaliyle ABD ile anlaşıp Afganistan'a, Irak'a, Suriye'ye, Yemen'e, Lübnan'a çöken İRAN,
*Musul'u Felluce'yi Ramadi'yi, Bağdat'ı ABD ile bir olup talan eden İRAN,
*Halep'i, Hamayı, Humus'u, İdlib'i ABD'yle birlikte bombalayıp viran eden İRAN,
*”Esad düşerse İsrail'in güvenliği tehlikeye girer" diyen İRAN,
*ABD-Rusya ile bir olup yüzbinlerce müslümanı katleden İRAN,
*Obama’nın Şİİ HİLALİ planıyla “İslam alemine lider olup Türkiye’yi silme” sözü veren İRAN,
*Türkiye'ye karşı darbeci HAFTER'e destek veren İRAN,
*Yıllardır terör örgütü PKKya kol kanat geren İRAN,
*NÜKLEER görüşmelerinde ABDye karşı Brezilya ile birlikte büyük risk alan Türkiye'yi yüzüstü bırakan İRAN,
*KUDÜS için Erdoğan’ın ABD/İsrail’e karşı verdiği uluslarası mücadelede yalnız bırakan İRAN,
*AKDENİZ 'kuşatması'nda YEDİ DÜVELİN safında yer alan İRAN,
*Mısır’da darbeci Sisiyle Türkiye aleyhinde çalışan İRAN,
*Libya'da…BAE-SİSİ-SUUD-İSRAİL- FRANSA-YUNANİSTAN-ABD-RUSYA ile bir olup karşımıza Kasım Süleymani ile dikilen İRAN,
*Tebriz'de Müslüman Hanefi Türkleri, Mahabad'ta Müslüman şafii kürtleri yıllardır ağır işkence ve idamlarla asimile uygulayan şia bozması İran,
*Suriye'de yaptığımız her harekata ABD'den önce karşı çıkan İRAN şimdi çıkmış, "ABD'nin küstah eylemlerine birlikte karşı koyalım” diyor..
Size tanıkların ağzından bir olay anlatayım…
Tarih 28 Ocak 2014…
Erdoğan, resmi temaslar için Tahran’da. Ziyaret kapsamında İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile görüştü. Ama asıl kritik görüşme, Ayetullah Ali Hamaney’le yapılan uzun ve gergin oturumdu .
O görüşmede Erdoğan, yalnızca bir devlet adamı olarak değil, bir Müslüman lider sorumluluğuyla konuşuyordu. Ayetlerle, hadislerle, İslam tarihinden verdiği örneklerle Hamaney’i ikna etmeye çalışıyordu.
Cümleleri yürektendi. Suriye’de akan kanı durdurmak için sesleniyordu.
Ancak Hamaney’in yanıtı, bütün bu çağrıya, insanî hassasiyete ve İslam kardeşliğine karşılık vermekten çok uzaktı.
Donuk bir yüzle, tek kelime konuşmadan dinledi. Ardından sanki bir pazarlık masasına oturmuş gibi, hissiz, soğuk, donuk bir şekilde şöyle dedi:
“100 bin değil, isterse 5 milyon kişi ölsün. Suriye bizimdir. Tarihî olarak da Irak ve Suriye, İran’a aittir. Ben Irak’a gittim, orada Farsça konuşan binlerce insan var. Bu topraklar bizim kültürel mirasımızın parçasıdır.”
O an odadaki hava değişti. Erdoğan'ın yüz ifadesi sertleşti. Sesini yükseltti.
Artık diplomatik dil bir kenara bırakılmıştı. Karşısında acıdan, zulümden söz eden bir lider değil; gözünü mezhepçi yayılmacılık bürümüş bir rejim temsilcisi vardı.
Görüşme kısa sürede sona erdi.
Erdoğan, orada Suriye’deki savaşın artık sadece bir siyasi kriz değil, bir medeniyet kırılması, bir vicdan yarılması olduğunu açıkça görmüştü.
Şimdi tekrar soralım:
Mezhepçi ve ırkçı İran rejimine üzülmeli miyiz? Zulümle kurulan bir düzenin altında kalmaya mahkûm olduğunu bilen ama yine de ısrarla o zulmü sürdüren bir rejime acınır mı?
Elbette İran halkıyla sorunumuz yok.
Ve bu yüzden İran rejiminin değil mazlum İran halkının tarafındayız. Vicdanın, adaletin tarafındayız.
Hele hele terör devleti katil İsrailin ve ABD’nin sonuna kadar karşısındayız! Çünkü biliyoruz ki TÜRK-İSLAM Dünyasın en büyük düşmanları:
ABD ve terörist devlet İSRAİL’dir!
İran’daki Molla rejiminin elbette savunulacak yanı yok. Bununla birlikte ABD-İsrail saldırganlığının da hiç bir meşru zemini yok.
Öte yandan halkının kendi gücüyle kurulmayan bir düzenin kalıcı olması da düşük ihtimal…
Meram Bağları’ndan;
SEVGİ ve MUHABBETLE
🌹🇹🇷🌹
3 Mart 2026
Taş Medreseli Tarih Öğretmeni;
ALİ KUZENCİK