Dünya jeopolitiğinde çok önemli gelişmeler oluyor. Özellikle bölgemizi stratejik anlamda ilgilendiren olaylar tüm hızıyla cereyan ediyor.
Türkiye, varoluşunu güvence altına almak için hem sert hem de yumuşak gücünü fevkalade ve yerinde kullanarak önce “İç Cephe”sini sonrasında da bölgesini güvenlikli hale dönüştürüyor.
Türkiye artık stratejik bağımsızlığı için gerekli önleyici tedbirleri alıyor. 911 km sınırımız olan Suriye de uzun yıllara dayalı mücadelenin sonunda burada varlıklarını ortaya koyan, butik bir terör devleti kurmak(kurdurulmak) isteyen YPG, PKK ve SDG teröristlerine boyun eğdirerek birleşik bir Suriye Cumhuriyeti Devletinin önünü açtı.
ABD, YPG ve SDG unsurlarını Türkiye’nin kararlı tutumu sonrası desteklemekten vazgeçti. Bu karar da MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin başlattığı ve Cumhurbaşkanımızın desteklediği bir devlet projesi ile sadece ülkemizde değil bölgemizde de terör gruplarını istemediklerini tüm gerekçelerini ortaya koyarak direnç göstermesi, taviz vermemesi gerekirse sert güce başvurabileceğini muhataplarına diplomatik bir dille iletmesi önemli rol oynadı.
Suriye de bu gelişmelere evet diyen başta ABD olmak üzere bölge ile hesabı, hedefi olanlar bu hedeflerinden vaz mı geçtiler?
Cevap çok basit; Hayır.
Dünyanın en çok enerji kaynaklarına sahip Ortadoğu bölgesinden vaz mı geçtiler? Elbette Hayır.
ABD, İsrail ve batılı emperyalist zihniyet boş durmayacaklardır. Ortada artık herhangi bir tehdit olmamasına rağmen ABD, İran’ı savaşla tehdit etti, onlarca savaş gemisini, savaş uçağı filolarını bölgeye gönderdi.
Tehdit olmazken ABD, İran’ı neden hedefine koydu?
Cevap, ABD 2025 yılı Stratejik Vizyon Belgesinde net olarak duruyor.
Bu stratejik belgeye göre ABD kendine birinci derecede düşman olarak Çin’i görüyor. Çin Amerika'yı geçmek üzere.
Rakamlar ortada: Enerji üretimi: Çin, Amerika'nın 3 katı. 9.000 TWh vs 3.000 TWh.
Üretim: Dünya üretiminin %28'i Çin. %16'sı Amerika. Gün geçtikçe Çin daha öne çıkıyor.
Teknoloji: 5G lideri. Yapay zeka'da Amerika’ya yaklaşıyor. Elektrikli araba da BYD Tesla'yı geçti. Robot üretiminde Çin Amerika’dan önde.
10 yıl içinde Çin Dünya’da 1. olacak. Şüphe yok. Veriler bunu gösteriyor. Araştırırsanız bulabilirsiniz.
Amerika bunu engellemek istiyor. Aksi takdirde hegemonyası bitecek.
Çin, 1.5 Milyara yaklaşan nüfusunu doyurabilmek için üretmek zorunda olan bir ülke. Petrol ve doğal gaz ihtiyacının büyük bölümünü dışarıdan ithal ediyor. En çok petrol aldığı ülkelerin başında ise İran ve Venezuela geliyor.
ABD, Venezuela’yı siyasi ve ekonomik kontrolü altına aldı. Şimdi sıra İran da.
Peki, İran’a yapılacak askeri bir müdahale sonrasında bölgemizde oluşacak riskleri görebiliyor muyuz?
İran ile yapılacak bir savaşın Türkiye’ye, Türkiye’nin birlik ve berberliğine, Türk Ekonomisine yapacağı olumsuz etkileri öngörebiliyor muyuz?
İş de tam bu nokta da devletimiz kendi önleyici proaktif tedbirlerine başvuruyor. Suriye’nin bütünlüğü sağlanmak üzereyken, Irak’a götürülecek teröristleri kendi başlarına bırakacaklar mı?
İran da bir rejim değişikliği olur ise ve yeni yönetim ABD ve İsrail ile uyumlu konuma gelirse bunun Türkiye’ye yansıması nasıl olur?
Suriye’den sonra Irak ve İran teröristleri bağrına basıp Türkiye’ye tehdit oluşturacak seviyeye ulaşırlar mı?
İş da bu noktada MHP Genel Başkanı, Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin son grup toplantısındaki konuşmasını bu minvalde okumamız gerekiyor.
Türkiye’de oluşturabilecekleri her türlü kışkırtmalara, ekonomik tehditlere karşı Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli şimdiden önlem almaya çalışıyor.
Dış güçlerin Türkiye’nin zayıf karnı olarak gördüğü konular üzerinden tehdit edilmesinin önüne geçmeye çalışıyor.
Mesele Türkiye’nin bekası, geleceğimiz, birlik ve beraberliğimizdir.
Türkiye’nin Ülkücü Lideri Sayın Devlet Bahçeli de hasbi bir şekilde alınan tedbirlere öncülük ediyor.
Zaman bu konuda da liderimizin haklılığını ortaya koyacaktır.