Akıl Penceremden: Türkiye’yi Birlikte Düşünmek
Yeni İttifaklar, Yeni Kırılmalar: Çok Kutuplu Dünyada Denge Sanatı
Artık mesele “hangi bloktasın?” sorusu kadar, “hangi riski nasıl yöneteceksin?” sorusudur.
Kısa hatırlatma
Pazartesi yazısında Türkiye’nin bölgesel rolünü; güvenlik, jeoekonomi ve teknoloji katmanları üzerinden okuduk. Bugün aynı resmin dinamik kısmına bakıyoruz: ittifaklar ve kırılmalar.
Neden “yeni” bir ittifak çağındayız?
İttifaklar eskiden daha kalın çizgilerle tarif ediliyordu: bloklar net, taraflar daha belirgindi. Bugün ise iki eğilim aynı anda var:
Bu, dış politikayı daha “çok boyutlu” ama aynı zamanda daha “hassas” hale getiriyor.
NATO–AB hattında yeni vurgu: siber, dayanıklılık, altyapı
NATO’nun 2024 Washington Bildirgesi’nde siber alan ve dayanıklılık vurgusu, ittifakların artık sadece askeri değil, altyapı ve ağ güvenliği üzerinden de genişlediğini gösteriyor.
AB tarafında ise “Stratejik Pusula” (Strategic Compass) 2030’a dönük bir güvenlik ve savunma eylem planı olarak, hibrit tehditleri, dezenformasyonu ve teknoloji boyutunu merkeze alıyor.
Bu iki çerçeve bize şunu söylüyor: Yeni dönemde ittifaklar, “askeri şemsiye” kadar “teknolojik ve toplumsal dayanıklılık” şemsiyesi de kuruyor.
Türkiye için temel soru: İttifak mı, otonomi mi?
Türkiye’nin önünde, çoğu zaman yanlış kurulan bir ikilem var: “Ya ittifak ya bağımsızlık.” Oysa gerçek denklem daha incelikli:
Bu yüzden mesele bir slogan değil; bir denge tasarımıdır. Denge tasarımı da üç araçla kurulur:
1) Öncelik hiyerarşisi
Her konuda aynı sertlikte tutum olmaz. Devlet aklı, “hayati çıkarlar” ile “yönetilebilir alanlar”ı ayırabilmelidir.
2) Çıkar uyumu haritası
Bugün bir ülkeyle güvenlikte gerilim yaşarken ekonomide iş birliği; başka bir ülkeyle ekonomide rekabet yaşarken güvenlikte koordinasyon mümkün olabiliyor. Çok kutuplu düzenin doğası bu.
3) Kriz yönetimi kapasitesi
Yeni kırılmalar döneminde en büyük değer, krizleri büyütmeden yönetebilmektir.
Yeni kırılmalar: sadece cephe değil, “sistem kırılması”
Kırılmalar artık sadece sıcak çatışma riskiyle gelmiyor. Üç tür kırılma giderek belirleyici:
Bu nedenle dış politika, “protokol” kadar dayanıklılık yönetimidir.
Sonuç: Yeni ittifak çağında en kıymetli sermaye öngörüdür
Çok kutuplu düzende, günü kurtarmak kolay; ama yarını kurmak zor. Türkiye’nin ihtiyacı, hamle yapabilen ama aynı zamanda bedelini hesaplayabilen bir stratejik akıldır.
Cuma yazısında, haftanın üçüncü parçasında güvenliğin toplumsal boyutuna odaklanacağım: Güvenlik algısının dönüşümü. Toplum artık güvenliği nasıl tanımlıyor? “Sınır” ile “siber”, “asayiş” ile “ekonomi”, “gündem” ile “dayanıklılık” nasıl birleşiyor?
Dr. Oğuz Poyrazoğlu
Milli Ses – Akıl Penceremden – Köşe Yazarı
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi
E-posta: opoyrazoglu@gazi.edu.tr
#yeniittifaklar #çokkutupludünya #stratejikpusula #NATO2024 #hibrittehditler #dezenformasyon #altyapıgüvenliği #dengesiyaseti