Menü MİLLİ SES | ÜÇÜNCÜ SAYFA HABER | UCUNCUSAYFAHABER.COM.TR
Muharrem Günay SIDDIKOĞLU

Muharrem Günay SIDDIKOĞLU

Tarih: 23.03.2026 16:13

Ziya Gökalp'i anarken

Facebook Twitter Linked-in

Türk sosyolog, yazar, şair ve siyasetçi Ziya Gökalp, 23 Mart 1876 tarihinde Diyarbakır'da doğmuştur. Asıl adı Mehmed Ziya olan Gökalp, 1911'den sonra bu ismi kullanmaya başlamış ve Türkçülük akımının en önemli düşünürlerinden biri olarak 25 Ekim 1924'te vefat etmiştir

Türkçülük, Türk milliyetçiliğinin özel adıdır; Türkçülük Türk milletini sevmek demektir. Türkçü kelimesinin sonundaki “çü” eki taraf olmayı ifade eder. Türkçü; Türk taraftarı, Türk’ten ve Türk milletinden yana taraf olan insan demektir. 

Ziya Gökalp’a göre Türkçülük, Türk milletini yükseltmek demektir Yükseltmek ilimde, kültürde, dinde, teknolojide, sanat vs alanlardadır. Bir milletin yükselmesi başka bir milletin gözyaşlarıyla değil, milleti oluşturan fertlerin el ele, gönül gönüle vererek çalışmasıyla olur. (Gökalp,1996, s.21).

 "Türk Milletindeniz dediğimiz için dilde estetik, ahlakta, hukukta, hatta dini hayatında ve felsefede Türk kültürüne (Türk zevkine, Türk vicdanına göre) bir orijinallik, bir şahsilik göstermeye çalışacağız. "İslâm Ümmetindeniz" dediğimiz için, bize göre en mukaddes kitap Kur'an-ı Kerim, en mukaddes insan Hazret-i Muhammed, en mukaddes mâbed Kâbe, en mukaddes din İslâmiyet olacaktır. "Batı Medeniyetindeniz" dediğimiz için de ilimde, felsefede, fenlerde vesair medeni sistemlerde tam bir Avrupalı gibi hareket edeceğiz "(Gökalp, 1996, 75).

Gökalp’a göre: Türk, bir milletin adıdır. Millet, kendisine özel bir kültüre sahip olan topluluk demektir. O halde, Türk’ün yalnız bir dili, bir tek kültürü olabilir (Gökalp, 1996, s. 29).

Gökalp; "Millet, dilce müşterek olan, yani aynı terbiyeyi almış fertlerden meydana gelmiş bulunan kültürel bir zümredir" der ve şöyle devam eder: "Bir adam kanca müşterek bulunduğu insanlardan ziyade, terbiyece ve ana dilce müşterek bulunduğu insanlarla beraber yaşamak ister. Çünkü insani şahsiyetimiz, bedenimizde değil, ruhumuzdadır. Maddi meziyetlerimiz ruhumuzdan geliyorsa, manevi meziyetlerimiz de terbiyesini aldığımız cemiyetten geliyor" (Gökalp, 1973, s.227)

Gökalp, bu yaklaşımını da şöyle açıklamıştır:

"… Memleketimizde vaktiyle dedeleri Arnavutluk'tan yahut Arabistan'dan gelmiş milletdaşlarımız vardır. Bunlar Türk terbiyesiyle büyümüş ve Türk mefkûresine çalışmayı itiyat etmiş görürsek sair miletdaşlarımızdan hiç tefrik (ayırt) etmemeliyiz. Yalnız saadet zamanında değil, felâket zamanında da bizden ayrılmayanları nasıl milliyetimizden hariç telâkki edebiliriz. Hususiyle, bunlar arasında milletimize karşı büyük fedakârlıklar yapmış, Türklüğe büyük hizmetler ifa etmiş olanlar varsa, nasıl olur da bu fedakâr insanlara 'siz Türk değilsiniz' diyebiliriz. Filhakika, atlarda şecere aramak lâzımdır, çünkü bütün meziyetleri sevk-i tabiîye müstenit ve irsî olan hayvanlarda da ırkın büyük bir ehemmiyeti vardır. İnsanlarda ırkın içtimaî hasletlere hiçbir tesiri olmadığı için, şecere aramak doğru değildir. Bunun aksini meslek ittihaz edersek, memleketimizdeki münevverlerin ve mücahitlerin birçoğunu feda etmek iktiza edecektir. Bu hal câiz olmadığından 'Türküm' diyen her ferdi Türk tanımaktan, yalnız Türklüğü hıyaneti görülenler varsa, cezalandırmaktan başka çare yoktur" (Gökalp, 1996, s.28-29).

Türkçülüğün, uzak ülküsü ise Turan’dır. Turan, bazılarının sandığı gibi Türklerden başka Moğolları, Tunguzları, Finlileri ve Macarları da içine alan bir kavimler karışımı değildir. Turan kelimesi  «Turlar, yani» Türkler demektir. Onun için bu isim altında soyları, tarihleri, dilleri ve kültürleri aynı  olan Oğuzlar, Kırgızlar, Kazaklar, Uygurlar. Başkırtlar, Özbekler, Yakutlar ve Tatarlar gibi Türk boyları toplanır. İşte bütün bu boyların dil, kültür, töre ve gelenek itibariyle birliğini sağlamak Türkçülüğün Turan ülküsü yolundaki ikinci durağıdır. Bu ülkünün üçüncü ve son basamağı ise, bütün Türk boylarının yalnız dil, kültür, san’at ve töre bakımından değil, siyasi bakım dan da bir bayrak' altında toplanıp birleşmeleridir. 

O halde Türkçülüğü, mefkûresinin büyüklüğü noktasından üç dereceye ayırabiliriz: 

1. Türkiyecilik,

2. Oğuzculuk yahut Türkmencilik

3. Turancılık.

Bugün gerçek sahasında yalnız Türkiyecilik vardır. Fakat ruhların büyük bir arzu ile aradığı Kızılelma gerçek değil, hayal sahasındadır. Türk köylüsü Kızılelma’yı hayâl ederken, gözünün önüne eski Türk İlhanlıkları gelir. Hakikaten Turan mefkûresi geçmişte bir hayâl değil, bir gerçekti. Milattan 210 sene evvel Kun hüküm darı Mete, Kunlar (Hunlar) namı altında bütün Türkleri birleştirdiği zaman Turan mefkûresi gerçekleşmişti. Hunlardan sonra Avarlar, Gök Türkler, Oğuzlar, Kırgızlar, Kazaklar, daha sonra Kür Han, Cengiz Han ve sonuncu olmak üzere Timurlenk Turan mefkûresini gerçek haline getirmediler mi? (Gökalp, 1966, s. 29-33) 

Şiirlerinde “Zemini mefkûre, semâsı hayal, Bir gün gerçek, fakat şimdiki masal, Türk medeniyeti taklitsiz, safi, Doğmadıkça bu yurt kalacak hafi.”, “Demez taş, kaya, Yürürüz yaya! Türküz, gideriz Kızılelma’ya!” diyen büyük Türk düşünürü Ziya Gökalp, vatan kavramı ile Turan kavramını özleştirerek, 

Vatan ne Türkiye’dir Türklere ne Türkistan, Vatan büyük ve müebbed bir ülkedir: Turan” demiştir.Mithat Cemal Kuntay “On beş Yılı Karşılarken” adlı şiirinde “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır” derken; özlü bir şekilde vatanın tanımını yapmıştır. 

Vatan, elbette basit bir toprak parçası değildir. Bir toprağın vatan olabilmesi için, uğrunda ölen, şehit olan insanların olması lazımdır. İşte Türk’ün vatanı böyle bir vatandır. Uğrunda şehit düşen milyonlarca insan sayesinde bu topraklar Türk’e vatan olmuştur. Tarihi Türk devlet felsefesine göre de Türk’e yurtluk etmiş, ata ve şehit mezarlarının bulunduğu her yer Türk vatanıdır ve Turan’ın sınırları içindedir. Öyleyse Turan, sadece Türkistan coğrafyasındaki Türklerin birliği değil, Afrika, Avrupa dâhil Türk’e yurtluk etmiş ve tarihte Türk idaresi altında kalmış olan coğrafyaların tamamının birliğidir. Bu görüş aynı zamanda “Gökyüzü çadırımız, güneş bayrağımız” diyen Oğuzhan’ın ve “Vatan ne Türkiye’dir Türklere ne Türkistan Vatan büyük ve müebbed bir ülkedir: Turan” diyen Ziya Gökalp’in ve de “Kızılelma tüm cihandır” diyen milletimizin de görüşlerine uygundur.

Doğumunun 150.Yılında Ziya Gökalp’i rahmetle anıyoruz. Ruhu şad olsun.

KAYNAKLAR:

Gökalp, Z. (1966 ve 1996) Türkçülüğün Esasları, Sadeleştiren: Cengiz Han, İstanbul: Kamer Yayınları

Gökalp, Z. (1973) Terbiyenin Sosyal ve Kültürel Temelleri İstanbul: MEB


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —